HOŞGELDİNİZZZZZEHR@

hepsüslüydüm...SÜSLÜ BLOGA HOŞGELDİNİZZZzehr@





28 Eylül 2009 Pazartesi

Konfüçyus'un 2560.Doğum Günü



Büyük Çin bilgesi, filozof, siyasal yönetici ve Çin tarihinde resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyüsün bugün 2560. doğum günüymüş arkadaşlar.İki bin beş yüz altmış yıl sonra anılmak başka kimlere nasip olur acaba ?Tabii ki önce Ata'mıza.Bizim ise esamemiz bile okunmaz :))
Konfüçyüs'e göre hayatta 5 fazilet vardır ;

* İyilik yapmak
* Güvenilir bir insan olmak
* Dürüst olmak
* Terbiyeli olmak
* Tedbirli davranmak

Konfüçyüs der ki:

"Egitimli insanların dokuz düşüncesi vardır;
  • Baktıklarında, berrak görmeyi düşünürler...
  • Dinlediklerinde, iyi duymayı düşünürler...
  • Görünüşleri, bakımından sıcak olmayı düşünürler...
  • Davranışlarında, saygılı olmayı düşünürler...
  • Konuşmalarında, doğru olmayı düşünürler...
  • İşlerinde, ciddi olmayı düşünürler...
  • Kuşkuya düştüklerinde, soruları nasıl soracaklarını düşünürler...
  • Öfkelendiklerinde, sorunları düşünürler...
  • Kazancı gördüklerinde, adaleti düşünürler''

Nice yıllara Konfüçyus..

Zehr@

26 Eylül 2009 Cumartesi

İnci Küpeli Kız




Ünlü ressam Jan Vermeer'in ünlü tablosu '' İnci Küpeli Kız '' tablosunu hep çok özel ve gizemli bulmuşumdur.Geçtiğimiz günlerde sevgili kızkardeş-görümcem bu tabloyu ahşap boyama ve giydirme tekniği ile bir arkadaşına yapmıştı. (Resmi dekopajla yapıştırdıktan sonra gerçek renklerine sadık kalarak kumaşları yapıştırarak giydiriyor.)
Ben de çok kıskanmıştım :)) Bana da bana da demiştim :)) O da sağolsun yapıp getirdi.Gerçekten çok zevkli ve çok şık olmuş.Ellerine sağlık Tatlıhayat Gülyüzcüğüm.Şimdilik elimde evin her köşesini geziyor daha sonra yerini bulur o....

Zehr@


24 Eylül 2009 Perşembe

Havadan Sudan...


Sevgili günlük,
Uykum kaçtı :( Daha doğrusu günlerdir yakalayamadım ki kaçsın..Yatıp uyusana kadın, öldün bu gün yorgunluktan..Mini mini birler bugün bir hayli kalabalıklaştı, ayakların şişmedi mi? Telkinleri de bir işe yaramadı arkadaşlar.Bakalım kaçta sızacağım?
Bari havadan sudan söz edeyim size;
Hava-su 1: Hepiniz biliyorsunuz okullar açıldı.Vatana millete hayırlı uğurlu olsun.
Hava-su 2: Bir an önce kış gelsin, hapşurmaktan iflahım kesiliyor.Çünkü sonbaharda alerjik astımım tavan yapıyor.
Hava-su 3: Yakında bir süprizim var :))
Hava-su 4: Okumakta olduğum kitaplarım.Hepsini bir arada okumak gibi bir alışkanlığım var.İsimlerine gelince;
Eldivenler,Hikayeler...Murathan Mungan
Binbir Çiçekli Bahçe...Yaşar Kemal
Bilinçaltının Gücü...Joseph Murphy
Kuantum Olumlama...R.Şanal
Bit Palas..Elif Şafak
Gizlidir Bütün Aşklar..Meave Binchy
Hava-su 5: Okumayı seven blogerler birleşsek, bir kitap kulübü kursak; Belirlenen zamanlarda belirlenen kitabı okusak ve sayfalarımızda tartışsak, yorumlasak ne güzel olur.
Hava-su 6: Epeydir takı yapmadım ve yapmayı özledim.
Hava-su 7: Bir sürü yarım kalmış elişlerim var; bitse de sizlerle paylaşsam.
Hava-su 8: Sinsilikten nefret ediyorum.En çok da bizim bunu farketmediğimizi sandıkları için daha da çok nefret ediyorum. Sinsilik duygusundan tabii ki..
Hava-su 9: Nefret kötü bir duygu Zehr@, yenmelisin ! O kişileri sinsilikleriyle başbaşa bırak !
Hava-su 10 : Saat 02:12 halen uykum gelmedi
Hava-su 11:Yapmam gereken bir sürü alışveriş işleri var, zaman yaratmalı..
Hava-su 12: Eğitim sistemi niye adil değil, neden çocukların bazılarının boynu büküktü bugün? Neden onların da yeni okul giysileri yoktu? Daha ilk günden kalemi olmayan, resim kağıdı olmayan çocuğun annesi neden bunun için çabalamadı? Oysaki ilk günler insan hayatında ne kadar önemli ve anlamlıdır..
Hava-su 13: Artık uyusam iyi ederim, yoksa yarın, kalemsiz çocuklar bir de öğretmensiz kalacaklar :))
Hava-su 14 : İyi rüyalar, zira çoğunuz horluyorsunuz :))))))

Sevgilerimle Zehr@

18 Eylül 2009 Cuma

Mutlu Bayramlar


Belki tesadüf olur da denk düşerse çocukluğunuzdaki gibi bir bayram geçirirsiniz umarım.Hiç değilse hayal edersiniz.Uçan baloncuyu,macuncuyu, neredeyse tek tip sayılabilecek bayramlıklarımızı,gümüş şekerliklerde sunulan bozuk paraları, kızlara renk renk mendil tepsisi, erkeklere sakız beyazı çorap tepsisi sunan komşu teyzeleri.Sokaklara sadece bayram günleri kurulan salıncakları ve dönme dolapları....Evet evet hiç olmazsa hayal edin ve böyle bayramlardan birinde el ele tutuşup gezdiğiniz ve uzun zamandandır görmediğiniz bir dostunuzu arayın ve ona gidin.
Herkese iyi bayramlar efendim.
Sevgilerimle Zehr@

14 Eylül 2009 Pazartesi

Aziz Nesin Vakfı ....Mini Mini Birler



Herkese merhabalar..Bugün mini mini birlerle birlikte birinci sınıfa başladım; yine yeniden :) Sanırım bu okutacağım son birinci sınıf olacak.Birkaç yıl sonra keyif günleri başlayacak inşallah:) Ne yazık fotoğraf çekmeye zaman bulamadım.Yarın çekebilirsem gösteririm benim minikleri size:) Çok şirinler..
( Yukarıdaki fotoğraflar MEB'in internet sitesinden )

Gelelim başka miniklere, şanssız miniklere....Aziz Nesin Vakfı'nda yaşama tutunan ve son yaşadığımız sel felaketiyle çamura yenik düşen miniklere..Bugün aldığım bu postayı olduğu gibi yayınlıyorum ve hepimizin üzerimize düşeni yapacağımızı umut ediyorum....

Sevgili Dostlar,
>
> Kotumserlige kapilmaca yok.
>
> Hayat bir mucadeledir. Bu sel felaketini de bu mucadelenin bir parcasi olarak degerlendirip eski gunlerimize donmek icin canla basla, askla sevkle calisacagiz. Eskisinden daha da guzel bir vakif yapacagiz.
>
> Yarin cok daha kotu bir sel felaketi bekleniyormus. Nasil mumkunse!
> Elimizden geldigince hazirlaniyoruz.
>
> Kucuk cocuklarimizi anneleriyle birlikte Istanbul'daki evlerimize yolladik. Vakif'ta sadece eli is tutan gencler kaldi.
>
> Gormeden anlasilmaz ama felaketin boyutlarini anlatmaya calisayim.
>
> Su anda camurdan bir vakfimiz var desem abartmis olmam.
>
> Bodrum kat bastan asagi, giris kati bir bucuk metre kadar su altinda kaldi.
>
> Bahcedeki su dune kadar boyu asiyordu.
>
> Simdi suyu gitti diz boyu balcigi kaldi. Cizmeyi birakmadan ayaginizi balciktan kurtarmaniz zor. Selin surukledikleri meyve agaclarinin arasina takilmis, agaclari egmis, kocaman bir bariyer olusturmus. O yemyesil bahceden geriye eser kalmadi. Coluk cocuk hep birlikte o kadar da cok emek vermistik ki...
>
> Hayvanlarimiza yem icin ektigimiz onlarca donum tarla batakliga dondu.
>
> Seralarimiz kimbilir nerelerdeler.
>
> Komsu haradaki onlarca at boguldu. Muhtesem atlardi. Hep birlikte kosmaya basladiklarinda zemini zangir zangir titretirlerdi.
>
> Cocuklarimiz, o atlari kucucuk boylariyla citin ustunden uzanarak, bahceden kopardiklari tutam tutam cimlerle beslerlerdi. Minicik ellerle atlarin koca koca dislerini yanyana gormenin keyfine doyum olmazdi ...
> Baskalarina para kaynagi olan o atlar bizim nese kaynagimizdi. Gitti gider canim atlar.
>
> Tiyatro salonumuz taninmaz halde. Su anda icine bile girilemiyor.
>
> Mutfagimiz kullanilmaz durumda, icine zor giriliyor.
>
> Camasir makinalari, bulasik makinalari, kurutma makinasi, buzdolaplari, firinlar, sogutma depolari, kalorifer kazani... Medeniyet namina ne varsa yok oldu.
>
> Et stogumuz perisan. Kokusmadan gommek gerekiyor. Ama nereye? Her yer balcik.
>
> Su, elektrik, telefon, internet kesik elbet.
>
> "Dereboyu"ndaki evime uzun sure ulasamadik. Aziz Nesin'in en onemli notlari oradaydi. Sel, agac kutugunden karavana kadar, ne bulmussa onune katmis tum siddetiyle akiyordu. Neyse ki ev yikilmadi ve notlara bir sey olmadi. Mucize diyesim geliyor.
>
> Kullanilmaz hale gelen koltuk, kanape, yatak yorgandan ya da tamamen suya gomulen elbise depolarimizdan soz etmiyorum bile.
>
> Bitirmek uzere oldugumuz "Sanatci Evi" perisan. Yeni bastan yapacagiz.
>
> Kitap depolarindaki on binlerce liralik Aziz Nesin kitabi mahvoldu.
>
> Aziz Nesin'in yillarca biriktirdigi gazete koleksiyonunun buyuk bir kismini ciltletmistik. Buyuk olcude parasizliktan ama bir miktar da ihmalkarliktan ciltletemedigimiz binlerce gazete hamur oldu. 1976'nin Politika gazetelerini gordum. Icim acidi.
>
> Mezunlar dahil butun buyuk cocuklarimiz Vakf'a geldiler. El birligiyle Vakf'i temizlemeye calisiyorlar.
>
> Felaketin boyutunu anlamak icin gormek, yasamak lazim.
>
> Iki tesellimiz var:
>
> 1) Hicbirimize bir sey olmadi.
>
> 2) Aziz Nesin'in butun arsivi kurtarildi. Cocuklarimizin ilk aklina bu notlar gelmis. 3000 dolayinda dosya... Inanilmaz bir surat ve imrenilecek bir isbirligiyle cocuklar butun dosyalari su basmadan kutuphaneden ikinci kata cikarmislar. Sabahin korunde uykularindan firlayip... Cocuklarimizin kimisi haylaz kimisi yaramaz kimisi soz dinlemez olabilir, ama hic gormedikleri Aziz Dede'lerinin notlarinin ilk kurtarilacak esya oldugunu biliyorlar... Egitim iste boyle bir sey olmali.
>
> Her seye karsin iyimserligimizi elden birakmayacagiz ama. Surekli ileriye bakmaya and ictik. Mucadeleye devam!
>
> Sevgili Dostlar,
>
> Nesin Vakfi'nin ana binasini depreme karsi guclendirmek gerekiyordu. Bu sel felaketiyle birlikte binanin zemini daha da zayiflamistir. Binayi guclendirmenin maliyeti 350-400 bin lira arasinda. Sel felaketi dolayisiyla zararimizin da (insan gucunu saymazsak) 250 bin TL dolayinda oldugunu saniyorum. Bizim boyumuzu fersah fersah asan meblaglar bunlar.
> En zor zamanlarimizda hep yanimizda olan sizlerden butcenize gore bir katki bekliyoruz. Internetten bagis icin:
> https://secure.cs.bilgi.edu.tr/nesinvakfi/bagis.php. Banka hesap numaralarimiz asagida.
>
> Cok tesekkurler.
>
> Sizlere ve gelecege inancimiz sonsuz.
>
> Hepimizden sevgiler, saygilar.
>
> Ali Nesin (www.nesinvakfi.org )
>
> *TL hesaplari:*
>
> İş Bankası, Parmakkapi Subesi Sube kodu 1042 Hesap no. 0714327
>
> *Ziraat* Bankasi, Catalca Subesi, Sube kodu *130, *Hesap no.* 952 22 32
> - 5001*
>
> *Vakıf Bank,* Catalca Subesi, Sube kodu 237, Hesap no. 434 84 59
>
> *Posta Çeki* no.*164 00 09*
>
> * *
>
> *Euro hesaplari*
>
> *Ziraat Bankası*, Catalca Subesi, sube kodu *130, Hesap no. 952 55 01 --
> 5003 (IBAN: *TR 80000 1000 1300 9525501 5003)
>
> *Vakıf Bank*, Catalca Subesi, sube kodu *237, Hesap no. 400 79 36*
>
> Dolar hesabi:
>
> *Ziraat Bankası*, Catalca Subesi, sube kodu *130, hesap no. 952 55 01 --
> 5001* (*IBAN: *TR 37000 1000 1300 9525501 5001)
>
> *Vakıf Bank*, Catalca Subesi, sube kodu *237, hesap no. 400 79 37*
>
> *CHF hesabi*
>
> *Ziraat bankasi,* Çatalca Şubesi, sube kodu *130, hesap no. 952 55 01 --
> 5002* (*IBAN: *TR 10000 1000 1300 9525501 5002)
>
> Swift Kodlar:
> Ziraat Bankasi, Çatalca Subesi Swift kodu: TCZBTR2A Vakif Bank, Çatalca Swift kodu: TVBATR2A

Sel felaketinde kaybettiklerimize Allahtan rahmet diliyorum, sorumluları ise vicdanlarıyla başbaşa bırakıyorum.Çünkü bu kadar kayıbın mutlaka bir sorumlusu vardır.

Zehr@

28 Ağustos 2009 Cuma

GÖÇ :(((




''Yine hazan mevsimi geldi, Yine yapraklar rüzgarların peşi sıra gidecek Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde Hicranını yanlız başına çekecek Geleceksin belki de, o zaman Ne o yapraklar, ne o rüzgarlar ve ne ben olacağım, Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde Hicranını yalnız başına çekecek, Hüsranını yalnız başına çekecek...''

Yavaş yavaş hazan mevsimi geliyor ya içimi bir hüzün kapladı, hem Ada'dan ayrılma vaktine bir gün kaldı hem de yapraklar salınmaya başladı. Mutfak pencerimin önündeki tespih ağacı sanki bize ''hadi artık gitma vakti, gidin katılın büyük şehrin karmaşasına'' dermişçesine birer ikişer uçuşuyorlar aşağı...Hafiften üşümeye başladık geceleri .Ya çiçekler ve böğürtlenlerim :( Gerçekten sezdiler gideceğimizi boyunları bükük :( Üzümler iyice tatlandı, yarın kesilip sepete konulmayı bekliyorlar.Bağdaki üzümleri kestik, şerbet yapılıp içildi bile...(henüz iki sepetcik oldukları için ancak şerbet yaptık) Bahçedeki fenerlerim, banklar ve masa da kaldırıldı:( Sevmiyorum Ada'dan gitmeyi, tayin mi istesem acaba:)) Oğluş nasıl bırakılır ki İstanbul'da?
Off içinizi karartım galiba.Tamam başka konuya bağlıyorum;
Geçtiğimiz yaz tarhana, erişte, domates reçeli, domates kurusu yapmıştım.Bu yıl çok fazla kış hazırlığı yapamadım.Sadece ilk geldiğimiz günlerde vişne likörü yapmıştım, halen balkonda güneşte yolculuk gününü bekliyor. Bu gün de domates sosu yaptım.Nasıl mı? İşte böyle;

Malzeme
5 kg sırık domates,
2 kg acı ve tatlı karışık biber,
2 su bardağı zeytinyağı,
2 su bardağı sirke,
Yarım kg sarımsak,
2 tatlı kaşığı limon tuzu
yeteri kadar tuz,
Bir tutam taze fesleğen ( varsa)
Ve taze kavanoz :)) kapaklarının yeni olması gerekiyor da :))

Yapılışı
Domatesleri yıkadım, baş kısımlarını kestim.Kabuklarıyla beraber rondoda çektim.( Çok sulandırmayın)
Sarımsakları soydum, rondada çektim ( Soyma kısmı çok zor ellerim hala yanıyor)
Biberleri yıkadım, ikiye üçe böldüm.
Derin, büyük tencereye zeytinyağı ve sarımsakları koyup kavurdum( yakmadan tabi ki )
Üzerine domatesleri ekledim, suyu çekilinceye kadar pişirdim. 45- 50 dk kadar.
Fesleğenleri ve biberleri ekledim. Biberleri ekledikten sonra bir iki taşım kaynatıp, altını kapattım.
Altını kapattıktan sonra sirkeyi, limon tuzunu ve tuzu ekledim.
Hemen sıcak sıcakken kavanozlara doldurdum, ağızlarını kapatıp ters çevirdim.İyice soğumadan kaldırılmaması gerekiyor.




Buna da iftarda pide banıp yenilecek :)))

Yaparsanız afiyet olsun.Bence yapın, çok güzel oluyor.Kahvaltılık veya meze olarak kullanabileceğiniz doğal ve katkısız bir yiyecek..Hadi kızlar pazara, unutmayın sırık domates olucak diğerleri çok sulanıyor...

Sevgilerimle Zehr@

23 Ağustos 2009 Pazar

Sevgi ve Dostlukla....Ödüller..


Belirli aralıklarla düzenlenen bloglar arasındaki dayanışma hoş tabii..
Sevgili evcilik ve sevgili sevgilerimle(mutlu melek) bana sevgilerini göndermişler; her ikinize de çok teşekkür ediyorum..Yedi ilginç özellik konusuna gelince; profilimi okumanızı tavsiye ediyorum :))
Ben ödülümü herkeslere :) gönderiyorum.
Yukarıdaki fotoğrafı da sevgili meslektaşım, yazılarını zevkle takip ettiğim, taze ama çok başarılı blogcu leylak dalı'na hediye ediyorum.

Sevgilerimle Zehr@