HOŞGELDİNİZZZZZEHR@

hepsüslüydüm...SÜSLÜ BLOGA HOŞGELDİNİZZZzehr@





19 Kasım 2008 Çarşamba

ÇOCUKLARA DOKUNAMAZSINIZ !!!!!!


Çocuklar sevilmeli, çocuklar sayılmalı, şeker de yiyebilmeliler..
Kimse onlara DOKUNMAMALI..
Oynamalı, koşmalı, uçurtma uçurmalılar...
İnsanlıktan nasibini almamış ......ın iğrenç emellerinden uzak tutulmalı...
Çocuklarımızı, bedenlerini korumaları gerekliliği konusunda mutlaka eğitmeliyiz ..Mayoyla sakladıkları bölgelerini HERKESE karşı korumaları gerektiğini onlara öğretmeliyiz.. (Herkese karşıdan) şunu demek istedim; araştırmalar sonucunda çocuklara karşı cinsel istismarın en çok ailede sevilen ve güven duyulan kişiler tarafından yapıldığı ortaya çıkmış..Ne yazık değil mi?
Öncelikle kadınlarımızı bilinçlendirmeli, uyandırmalıyız tabi ki..
Son günlerdeki meşhur olayda; ben en çok o pis adamın karısının mutlu mesut gülümseyerek, kocasının yanında poz vermesi olayından etkilendim.Bir kadın ve eğitimci olarak bu sahneyi bir türlü hazmedemedim...
Mesleğim gereği günümün büyük çoğunluğunu çocuklarla geçiriyorum, sizin de çocuklarınız var...
Nasıl da masumlar, nasıl da saflar, nasıl da hamlar, nasıl da ilgiye ve sevgiye muhtaçlar, nasıl da yönlendirilmeye muhtaçlar, nasıl da gözlerinin içi taa derinden güler, nasıl da gerçektirler...İnsan bu masumiyete nasıl zarar verebilir? Hayvani duygular demiyeceğim...Masum hayvancıklara yazık olur..Hayvanların bir çoğunun çocukları nasıl da sevdiğini ve koruduğunu hepimiz biliriz ..
( özellikle evinde hayvan besleyenler )
Binlerce anne, baba,teyze, hala, amca, abla, abi ,öğretmen ve diğer aklı selim insanlar buradayız


15 Kasım 2008 Cumartesi

Gözlük-Kolye




Efendim herkese marhabalar...Nihayet takılara döndüm..
Öncelikle yaşı 40 ve üzeri olan her kişinin başına gelen, yakın gözlük kullanma zorunluluğuna değinelim :(
Sizler 40 yaşın altındaki gençler, gözlerinizin değerini bilin, kitap okurken, bilgisayar kullanırken dinlendirin gözlerinizi olur mu? Yoksa yakın gözlüğünü çok erken kulanmaya başlarsınız...
İnanın çok zor, gözlüğünüz olmadan hiç bir şey okuyamıyorsunuz, minicik şeyleri ayırt edemiyorsunuz, kılları, tüyleri göremiyorsunuz, en zoruda markette alışveriş yapmak :( Ee her zaman gözünüzde olmuyor ya bu meret..Ürünlerin kullanma tarihlerini okumalarını yanımdaki yöremdeki insanlardan rica ediyorum :(
Uzun zamandır bu işe pratik bir çözüm bulmaya çalışıyordum; süslü zincirlerle boynuma astım, olmadı....her kıyafet için ayrı bir gözlük ipi mi takacaktım canım ?Hem benim birkaç tane gözlüğüm var..çantada ki boncuklu ip karmaşasına dayanamazdım....
Nihayet buldum arkadaşlar :)))
Bugün gözlüklerimden biri kırıldı..Camdaki delikler bana ''Zehra, bize gümüş halka geçir,uç kısmıma gümüş tespih ucu geçir, bir de siyah floş iplik geçirip kilipsleri de eklersen işlem tamam'' dediler....Ben de yaptım tabi ki...Artık sürekli boynumda olacak, sıkıştığım zamanlarda yararlanacağım bir gözlük- kolyem var :)
Kıssadan hisse: Neymiş ? Kırılan bir eşyaya, biraz düşünürsek hayat verebilirmişiz...
(Resmi büyütmek için tık tık)

10 Kasım 2008 Pazartesi

ATAM....Rahat Uyu



Bugün seni andık, ayrılığın 70.yılında...
Şiirler okudu çocukların sana..
Şarkılar söylediler..
Sevdiğin şarkıları hem de ..
(Alişimin kaşları kara) gözleri yaşlıydı yine
Öyle heyecanlı, öyle coşkuluydular ki
Eminim gördün onları...
Atam uyu, öyle rahat uyu ki..
Korkma..
Senin emanet ettiğin, senin izinden giden öğretmenlerin
Öyle çocuklar yetiştiriyor ki..
Korkma..
''Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur''
SENİ KİMSE UNUTTURAMAZ....

5 Kasım 2008 Çarşamba

Mustafa /2


Elbette gitmeli Mustafa'ya...Ancak alttaki yazımda atladığım bir detayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Can DÜNDAR'a tekrar teşekkür ederek, son padişah Vahdettin'le Atatürk arasındaki konuşmanın seyircilere aktarılırken YANLIŞ aktarıldığını düşünüyorum.Bu konudaki yaygın görüşe ve Nutuk'ta Atatürk'ün söylediğine göre olay şöyle gerçekleşmiştir;
Görüşme Atatürk'ün talebi üzerine gerçekleşmiştir, Atatürk'ün Samsun'a gönderilmesindeki amaç, Karadeniz Bölgesi'nin güvenliğini sağlamaktı çünkü İtilaf Devletleri Mondros Anlaşması'nın 7. maddesini işleterek, Karadeniz'i işgal etmeye hazırlanmaktaydı ve bölgede yaşayan Rumların ayaklanması söz konusuydu. Mustafa Kemal'e KAĞIT üzerinde padişah Vahdettin tarafından verilen görev bu isyanı bastırmasıdır. Ancak Mustafa Kemal'in farklı planları vardı.......(İyi ki de vardı )
Oysa ''Mustafa'' filminde Can DÜNDAR şöyle diyor;
_15 Mayıs 1919'da Vahdettin Atatürk'ü çağırıyor ve '' Paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi tarihe geçmiştir. Bunları unut.Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, paşa devleti kurtarabilirsin''.
Ben de diyorum ki arkadaşlarım ''Vahdettin'in vatan kurtarmak gibi bir kaygısı olsaydı bir İngiliz zırhlısına binip İtalya'nın San Remo kentine kaçmazdı..........
Umarım Can DÜNDAR bu sözleri neye dayanarak filme aldığını yakında açıklar..
Çok mu öğretmenliğim tuttu arkadaşlar? :)
Ama ben öğretmenim, yanlış bilginin telafisi olmaz diye düşünüyorum, çocuklarınızı götürünce bu detayı onlara açıklayın olur mu?

3 Kasım 2008 Pazartesi

Mustafa

Bugün öğrencilerimizle beraber ( Mustafa ) filmine gittik..Bence herkes gitmeli, gidin, gidilsin...Sağda solda sürekli eleştirenlere de kulaklarınızı tıkayın, önyargılı olmayın, lütfen gidin izleyin..Can DÜNDAR'ın beynine ve emeğine sağlık..
Filme konu edilen her şeyi biz Türk Milleti zaten biliyoruz, bilmeyen varsa cahilliğinden utansın...
Şimdiye kadar Ata'mızın insan yönü hep es geçiliyordu bu yüzden bu yadırgamalar, tu kakalar....
85 yıldır Mustafa Kemal'in de zaafları olabileceği, onun da içebileceği, kadınlara iltifat edip, aşk mektupları yazabileceği, onun da korkularının olabileceği, ağlayabileceği, kıskanabileceği, hırslanabileceği, çaresizlik de hissedebileceği bize doğru dürüst öğretilseydi...eleştirirken belki bu kadar acımasız olmazdık..yapılan güzel bir işe çomak sokmaktansa, ellerinize sağlık derdik....
( Resim alıntıdır, çok hoşuma gittiği için sizinle paylaşmak istedim)

28 Ekim 2008 Salı

CUMHURİYET'İM BENİM


Biliyordum benim cumhuriyetim böyle zihniyetlere izin vermezdi. Öylesini içi kaldırmazdı, yargısız infaz yapmazdı.Çok şükür bu nahoş duruma gerekli önlemler alındı da biz sayfalarımıza ve birbirimize kavuştuk.
Bloglarımızı açınca'' bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir'' ibaresini eminim siz de benim gibi aşağılayıcı ve iftira olarak algılamışsınızdır, çok çirkindi :(
Neyse ki adalet yerini buldu, emeği geçen herkese çok teşekkürler..
Sizi çok özlemiştim, ohh beee....
ATATÜRK'ÜN SAYGIDEĞER KADINLARI VE ERKEKLERİ, BAYRAMIMIZ KUTLU, CUMHURİYETİMİZ SONSUZ OLSUN....

27 Ekim 2008 Pazartesi

BLOGUMA DOKUNMAYIN !!!!!!!!

BLOGUMA DOKUNMAYIN...ARKADAŞLARIM BUGÜNKÜ GAZETELERİ OKUDUNUZ MU? BU İŞTE KİMİN PARMAĞININ OLDUĞU YAZIYORDU....:(((
Bu olay başladığı andan itibaren hepimize yol gösteren ''anne kaz''a huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Ben şimdilik beklemedeyim, hiç bir program indirmeyeceğim..İnanın balonu elinden alınan çocuk gibi oldum. Meğer ben bu işi ne kadar seviyormuşum..Anne kaz'ın önerisi üzerine wordpressde blogumu yedekledim, size de öneriyorum...Ayrıca HEPİNİZİ ÇOK ÖZLEDİM...